



Lahey’deki NATO zirvesi Avrupa Birliği’nin sonunu getirebilir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı artık AB’nin güvenliğini sağlayamayacağını duyurdu. Eğer mesele bu olsaydı, Avrupa kıtasının istikrarını yeniden düzenlemek için acil bir ihtiyaç ortaya çıkar. Washington’ın çözümü zaten var: Almanya etrafındaki mevcut yapıyı Polonya merkezli bir yapı ile değiştirmek.
Başkan Donald Trump’ın temel hedefi, karmaşık ürünlerin bileşenlerinin birleştirilmeden önce birden fazla ülkede üretilmesi gerektiği “Amerikan küreselleşmesine” son vererek Batı ekonomisini reforme etmektir. Ülkesine mümkün olduğunca çok sayıda fabrikayı geri getirerek karmaşık nesneleri A’dan Z’ye üretebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Düşündüğümüzün aksine, Birinci Dünya Ticaret Savaşı Washington’ı Pekin’e karşı değil, iki kapitalizm biçimi arasında karşı karşıya getiriyor.
SSCB’nin dağılması ve Sovyet Devletlerinin bağımsızlıklarını ilan etmeleri kargaşası içerisinde, Transdinyester’in bağımsızlığını ilan etmesi medyalara o kadar az yansıdı ki, etkinliğini dayatma konusunda sabırsızlanan ABD, bu ülkenin BM’de tanınmasına muhalefet etti ve Dinyester’in diğer yakasında bir Romanya-Moldova işgalini destekleyerek bu devleti ezmeye kalkıştı. Ancak, bölgede konuşlu 14ncü Ordunun imkanlarını kullanarak Transdinyester’in (Pridnestrovya) bugünkü devlet başkanı İgor Smirnov tarafından yürütülen halk direnişinin zaferine olanak tanıyan ve Boris Yeltsin’e karşı çıkan Moskova’daki generallerin gücünü çok küçümsediler. Makalede, Kosova’nın statüsü ve Rusya’nın CFE’den (Avrupa Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Anlaşması) çıkması konusunda gerçekleştirilen tartışmalarla birlikte yeniden gündeme gelen bir statüyle sonuçlanan, kamuoyu tarafından çok bilinmeyen olaylar anlatılıyor.
Dünya, geçenlerde Türkiye’deki gayrimüslimlere yönelik olarak gerçekleştirilen soykırımın yüzüncü yılını andı. Öte yandan, yerleşik kanaatin tersine bu cinayet, Sultan II.Abdülhamit’in emriyle 1894-95 yılları arasında Hamidiye Alayları tarafından gerçekleştirilen katliamlarla başlamış ve 1915 ila 1923 yılları arasında Jön Türkler’in planladığı katliamlarla geniş çaplı olarak devam etmiş ve bugün de Recep Tayyip Erdoğan tarafından Deyrizor ve Keseb katliamlarıyla sürdürülmektedir. 120 yıldır, birbirini izleyen Türk iktidarları, homojen bir ulus oluşturmak için herkesin ilgisizliği içerisinde gayrimüslimleri katletmektedirler.
Thierry Meyssan, 11 Eylül saldırılarının resmi yorumuna karşı çıkarak küresel bir tartışmanın fitilini ateşledi. Ancak konuyla ilgili kitabının özü, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu suçlardan sonra alacağı yolu öngören bir siyaset bilimi çalışmasıydı. Sorun saldırıların nasıl işlendiğini değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin neden o gün kendi Anayasasını ihlal ederek tepki gösterdiğini, sonraki günlerde neden kurumlarının doğalarını değiştiren çok derin reformlar uyguladıklarını bilmektir. Thierry Meyssan, Kabil’in düşüşünün planlanmasıyla tanık olduğumuz Amerikan İmparatorluğu’nun dönüşümünü öngördü. Son yirmi yılda açıkladığı her şey doğrulandı.