Uzun bir zaman sonra, Türkiyeden 7000 km uzakta, sağımda ve solumda mutlu insanların tam ortasında mutsuz bir şekilde yazdığım şu notu sizinle de paylaşmak istiyorum.
Aslında bilmiyorum neyin peşinden koştuğumu
Boşu doldurmaya çalışmak değil derdim
Dolu, dopdolu olanı başka bir yöne yönelttmek
Yönümü çevirmek görmediğim o uzaklara doğru
Yeni bir ufuk da aramıyorum kendime aslında
Kaşif edası değil, tam tersine atılan adımların üzerinden geçmek bütün niyetim
Zemin çok zor bu sahilde
Kum'un en incesi
Bastığın yerde kalmıyor ayak izin
Bırak senden öncekini takip etmeyi
Sen bile bırakamıyorsun ayak izini
Söyleyeceklerin
Bir bankta, bir parkta ya da bir barda karşılaşacaksın benimle. Çok sevmeyeceksin beni başta. " Ne yılışık herif be " diyeceksin belki de. Sonra sonra hiç aklından çıkmayacak sözlerim. Bir gün gelecek ilk " günaydın " mesajını sen atacaksın bana. Atmadan önce düşünmeden yapacaksın ama sonra farkına varacaksın yaptığının, yanakların kızaracak. Diyeceksin kendi-kendine "galiba" ama sonra " yok be " olacak o kelime. Kız arkadaşlarına " bilmiyorum ya " diyeceksin. " Aslında " ile başlayan birkaç küçük cümle kurarken, kızaracak yanakların. Kendine anlam veremeyeceksin. " Ne oluyor bana " diyeceksin. Çok yakın bir arkadaşına " Sence " ile başlayan sorular soracaksın. Ama o sana senin sen olduğunu hatırlatacak, cevaplarıyla. " İyi çocuk aslında ya " ile altlık yapıp " olur mu dersin " ile kendini sorgulayacaksın. Bir hayal aleminde, üzerinde bembeyaz bir gelinlikle " EVET " diye haykıracaksın. Ve sonunda o an geldiğinde bana " Seni Seviyorum " diyeceksin.
Kitap Okumak Üzerine
Hiçbir zaman kitap okumayı çok sevmedim ben. İlkokuldan itibaren ödev diye kitap tutuşdurdular elimize. Bunu oku, özet çıkar; not verilecek dendi. Bundandır ki hiç sevmedim ben kitap okumayı. Kitabı elime alıp kapağını bile çevirmek ödev geldi bana. Bugün etrafa bakınırken Jules Verne gördüm kitapçıda, Ay'a Yolculuk.
Bir an anımsadım. İlkokul 5'ti. Yaz tatilleri o yaşlarda önemlidir elbet. Ben bütün yaz deniz, plaj, sokak üçgeni hayali kurarken, elime vermişlerdi bu kitabı. Zorla, isyanlar ettirerek, yarım-yamalak, hiç keyif almayarak ve elbette hiç hayal kurulmayarak okunmuş bir kitap. Sonra o kitaba ne olduğuna dair hiçbir fikrim dahi yok. Atıldı bir kenara kaldı. Belki de çöpe gitti, ne acı.
Ve ben büyüdüm. Kitaplar bana kimseden ödev verilmiyor artık. Bugün kitapçıda görünce hemen atıldım üzerine. Keşke kamera kayıtlarını istesek. Kitabevi'nin ortasında 1.96 boyunda bir adam, Jules Verne elinde kalakalmış. Ağlamak ve ağlamamak arası. Hatırlamış çünkü o yazdan bu yaza yaşadıklarını hatta yaşamadıklarını. Kitapçı kızın sesiyle kendime geldim. İyi misiniz?
Bu yazıyı yazdıktan hemen sonra Jules'a başlıyorum yeniden. 13 yaşında bir çocuğa çektirdiklerine nazire yaparcasına, hayal kurarak, bolca durarak ama en önemlisi çokça keyif alarak okuyacağım kitabı. Ve emin olun çok seveceğim bu okuyacağım kitabı. ..
**
