do
Türkçe
düzenleArnavutça
düzenleFrizce
düzenleİngilizce
düzenleEylem
düzenledo
do eyleminin çekimi
do
- yapmak, etmek
- (BK ağzı)(teklifsiz konuşma) temizlik yapmak.
- bulundurmak, sağlamak.
- bir işi meslek olarak yapmak.
- öğrenmek, ders çalışmak, ders olarak almak.
- icra etmek, sahnelemek.
- (teklifsiz konuşma) (birinin) taklidini yapmak.
- (teklifsiz konuşma) uyuşturucu kullanmak.
- (kaba konuşma) seks yapmak.
- (teklifsiz konuşma) küçük veya büyük tuvaletini yapmak.
- (belirli bir süre) hapis yatmak.
- (teklifsiz konuşma) dayak atmak veya öldürmek.
- işini bitirmek, mahvetmek.
- bir yeri soymak.
- (BK ağzı)(teklifsiz konuşma) birini dolandırmak.
- (BK ağzı)(teklifsiz konuşma) suçlamak, itham etmek veya suçlu bulmak.
Örnekler
düzenle- She knew what she was doing.
- Florrie usually did for the Shermans in the mornings.
- Many hotels don't do single rooms at all.
- What does she do?
- I'm doing English, German and History.
- He did five years for manslaughter.
- One day I will do him.
- Once you falter, you are done.
- Jacqui had been done.
Yardımcı eylem
düzenledo do
- Olumsuz cümle veya soru cümlesi oluşturmak için kullanılır.
- cümle sonlarında "değil mi", "di mi" anlamında kullanılır. (tag questions)
- olumsuz emir vermek için kullanılır.
- bahsi geçen bir fiili tekrarlamamak için onun yerine kullanılır.
- bir fiilin anlamını vurgulamak için kullanılır.
- olumlu emir cümlelerinde nazikçe teşvik etmek için kullanılır.
- vurgu vermek için özneden önce kullanılır.
Örnekler
düzenle- ''Does he smoke?
- He didn't kill her.
- You write poetry, don't you?
- Don't make me angry.
- He looks better than he did before.
- I do want to act on this.
- do sit down
- Not only did the play close, the theatre closed.
Ad
düzenleKısaltma
düzenleKuzey Kürtçe
düzenleVenedikçe
düzenleZazaca
düzenleLazca
düzenleAd
düzenledo
- ve
- ile
- Arte do Tanura. (Arte ve Tanura.)
- Leyla do Mecnuni. (Leyla ile Mecnun.)
- si do ma (senle ben)