under a lilac tree
herkes birine çok yakın ama aynı zamanda birkaç saniye, birkaç adım ya da birkaç yanlış zaman yüzünden sonsuz uzaklıkta sanki. her şey çok hızlı, dağınık, kalabalık, şehir koşuyor gibi adeta ama bazı insanlar içsel olarak duygularında sıkışmış, donup kalmış bu karmaşanın içinde. yalnız.
hayatta çoğu şeyi büyük, dramatik anlarda değil; küçük ve sıradan anlarda aramak gerekir. çoğu zaman da kaçırırız, umursamayız yaşadığımız küçük tesadüfleri. aynı şarkıyı dinlemek, basit bir geceyarısı sohbeti, belki sadece bir bakışma…bazen sadece bunlar yeterli iki yalnız ruhun birbirine dokunmasına.