kemer
Türkçe
düzenleKöken
düzenleSöyleniş
düzenleAd
düzenlekemer (belirtme hâli kemeri, çoğulu kemerler)




- (giyim) Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı.
- "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı." - Peyami Safa
- Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.
- (otomotiv) emniyet kemeri.
- (kemikler) Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı.
- Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri.
- (jeoloji) Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri.
- zıt anlamlısı: tekne
- (mimarlık) İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı:
- "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı." - Oğuz Atay
- (eskimiş) Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak.
Çekimleme
düzenleAtasözleri
düzenleÖn ad
düzenlekemer (karşılaştırma daha kemer, üstünlük en kemer)
- (')
- tümsekli.
- Kemer burun.
Deyimler
düzenleTüretilmiş kavramlar
düzenleÇeviriler
düzenleçeviriler
|
Kaynakça
düzenle- Türk Dil Kurumuna göre "kemer" maddesi
- Kubbealtı Lugatı: "KEMER"
- Nişanyan Sözlük'te: kemer maddesi