Türkçe

düzenle

Söyleniş

düzenle

kemer (belirtme hâli kemeri, çoğulu kemerler)

Kemer (1)
Pantolonun kemeri, cebin üst yanında kalıyor. (2)
Kadın, kemerini takıyor. (3)
Kemer. (6)
  1. (giyim) Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı.
    • "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı." - Peyami Safa
  2. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.
  3. (otomotiv) emniyet kemeri.
  4. (kemikler) Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı.
    • Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri.
  5. (jeoloji) Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri.
  6. (mimarlık) İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı:
    • "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı." - Oğuz Atay
  7. (eskimiş) Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak.

Çekimleme

düzenle

Atasözleri

düzenle

kemer (karşılaştırma daha kemer, üstünlük en kemer)

  1. (')
  2. tümsekli.
    • Kemer burun.

Deyimler

düzenle

Türetilmiş kavramlar

düzenle

Çeviriler

düzenle

çeviriler

Kaynakça

düzenle