Tezhip
Bu madde, Vikipedi biçem el kitabına uygun değildir. (Haziran 2025) |
Tezhip (Osmanlıca: تذهیب, romanize: Tezhib), levhaların, yazma eserlerin ve sayfaların yaldız ve boya kullanılarak süslenmesi, yaldızlanmasıyla yapılan süsleme sanatıdır. Tezhip sanatını icra eden erkeklere müzehhip kadınlara müzehhibe adı verilir. Tezhip, günümüzde daha çok İslam kültürüne ait kitap süsleme sanatlarına verilen isimdir..
Tezhip sanatı, öncelikle hat sanatının etrafının bezenmesi amaçlı kullanılmış, günümüzde tek başına pano olarak da kullanılmaktadır. Basit bir anlatımla çoğunlukla stilize edilmiş bitki formları ya da desenlerden oluşan kimi zaman simetrik tasarımlardır.
Tezhipte "klasik yaklaşım", tarih boyunca oluşturulmuş ve kullanılmış formlar ve desenleri yinelemek, form ve desenlerin ana yapılarını bozmadan değişik kompozisyonlarda kullanmaktır. Buna karşın, bazı tezhip sanatçıları klasik form ve desenleri kendi görüş ve algılarına göre değiştirerek değişik kompozisyon ve malzemelerle daha özgür bir yaklaşım tarzı kullanmaktadır. Eski sanatçılara, Rikkat Kunt ve Ülker Tansı örnek verilebilir.
Hat ve cilt sanatlarında altınla yapılan tezhibe halkari denmektedir. Rumî ve Hatayî üsluplarında, kitapların zahriye, hatime, başlık, serlevha, mihrabiye kısımları tezhiple süslenir. Küçük yıldız ve çiçeklere nokta, geometrik olanlara mücevher, altıgenlere şeşhane, beşgenlere seberk denir. Kur'an'da secde ayetlerine denk gelen yerlerde vakıf gülü, hizip gülü, cüz gülü bulunur. Varakçı ve cetvelkeş denilen ustaları vardır. Kalemfırça, zermühre, boyalar müzehhiplerce sıkça kullanılan aletlerdendir.
Etimoloji
değiştirTezhip kelimesi, Arapça: ذَهَب, romanize: ḏahab “altın” sözcüğünden türetilmiş Arapça: تذهيب, romanize: tadhīb kelimesinden gelir ve “altınla süsleme, altınlamak” anlamındadır.[1]
Teknikler
değiştirEl yazması süsleme üslupları ve teknikleri bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyordu; renk paleti, bezeme tarzı ve üretimin en yoğun olduğu dönemler gibi unsurlarda belirgin farklılıklar vardı. Kelt bölgeleri, Bizans’ın daha betimleyici tasarımlarına kıyasla daha süslemeci ayrıntılara uzmanlaşmışken, Flandre gibi bölgeler diğer yerlerden çok daha geç dönemlerde el yazması üretiminde daha verimli olmuşlardır.
Tezhibin karmaşık ve maliyetli bir süreç olması nedeniyle, genellikle sunak İncil’leri ya da kraliyet için hazırlanan eserler gibi özel kitaplarda uygulanmasına izin veriliyordu. Bu yüzden yoğun biçimde süslenmiş el yazmaları sık sık “lüks el yazmaları” olarak adlandırılıyordu. Erken Orta Çağ’da kitapların çoğu, ister kendi kullanımları için, ister sunulmak ya da sipariş üzerine olsun, manastırlarda üretiliyordu. Keşişler bir el yazmasını ortaya koymak için kolektif bir grup hâlinde çalışıyorlardı; ancak bu durum onların kimliklerinin tarihten bir ölçüde gizlenmesine yol açıyordu, çünkü günümüze ulaşan imzalar çoğunlukla metni yazan kâtiplerin imzalarıydı; ressamların imzalarına daha az rastlanıyordu ve çoğu kez yalnızca eserin patronu olan manastırın adı yazılı kalıyordu.
Buna karşılık, büyük şehirlerde (özellikle Paris’te, ayrıca İtalya ve Hollanda’da ticari scriptoriumlar ortaya çıktı.) 14. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, aralarında uzun mesafeli siparişler alan aracıların da bulunduğu, oldukça gelişmiş bir el yazması üretim sektörü oluşmuştu. Bu aracılar, alıcının armaları ve kişisel ilgi duyduğu azizler gibi ayrıntıları da temin ediyordu (örneğin bir dua kitabının takvim kısmı için). Dönemin sonuna gelindiğinde ressamların önemli bir kısmını, özellikle süslü bordürleri resmedenler ve muhtemelen en çok da Paris’tekiler olmak üzere, kadınlar oluşturuyordu.
Türklerde tezhip sanatının geçmişi
değiştirTürk tezhip sanatının en eski örnekleri, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk devirlerden itibaren görülmüş, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde motifler ve renkler açısından olağan gelişmesini yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim (1512-1520) tarafından zaferle sonuçlanan Çaldıran Muharebesi’nden (1514) sonra Tebriz’den İstanbul'a getirtilen sanatçılarla bu sanatta önemli ilerlemeler ve yenilikler gözlenmeye başlanmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520-1566) tezhip sanatı açısından zirvede olan bir dönemdir. Bu dönemde, zahriye, serlevha, sure başları ve hatime sahifelerinde zengin işçilik görülmeye başlanmış, altın çok kullanılmış ve lacivert renk dönemin önemli rengi olmuştur.
Zahriye sahifelerinde formlar, altıgen, sekizgen, dörtgen şeklindedir. Bu devrin önemli özelliğinden biri de “saz yolu” üslubunun görülmesi ve güzel örneklerini vermesidir. Saray nakışhanesinde doğulu sanatçıların etkileri saz yolu üslubunda olduğu gibi açıkça görülmektedir. Kanuni Sultan Süleyman devrinin döneminin ekol yaratan ünlü nakkaşların başında Şah Kulu ve Kara Memi gelmektedir. 1520-1526 yılları arasında faaliyet gösteren Şah Kulu Osmanlı Sanatında kitab bezemesinden kumaşa, çiniden kuyumculuğa kadar yaygınlaşan özgün bir üslubun, saz üslubunun yaratıcısı olmuştur. Onun öğrencisi olan Kara Memi ise, Osmanlı süsleme sanatının gelmiş geçmiş en önemli sanatçılarından biri olarak dikkati çeker. Aslında müzehhip olan Kara Memi kitab sanatının klasik kuralların dışına çıkan, yeni motiflerle o güne değin görülmemiş bir üslubun yaratıcısı olmuştur. Kullanılan renkler ise altın ve laciverdin uyumu ile birlikte turuncu, yeşil, vişneçürüğü, pembe, sarı, eflatun, siyah ve bu renklerin çeşitli tonlarıdır. Çiçeklerde hemen hemen bütün renkler kullanılmıştır. Tabiattan yetiştiği şekilde alınan, gül, nergis, lale, sümbül, süsen, haseki küpesi, zerrin ve bahar çiçekleri kullanılmıştır.[2]
Lale Devri'nde (1718-1730) Batı sanatı etkisi Türk tezhip sanatında etkisini göstermeye başlamıştır. Bu bağlamda, Fransız Rokoko sanatının tesiri önemli ölçüde olmuştur.[3] Bu tesir sonucunda, klasik form tamamen terkedilmiş, iri çiçekler, buketler, vazo, saksı veya sepet içinde buketler, kurdele ile bağlanmış çiçekler bolca kullanılmış, XIX. yüzyılın sonuna kadar aynı üslup devam etmiştir.
Yazı ve etrafında toplanan sanatları öğretmek üzere 1914 yılında "Medrese-t-ül Hattatin" adı ile açılmıştır. İlk müdürü Hattat Arif Bey olan mektebin amacı yazı, tezhip, halı, cilt, ebru ve ahar gibi eski sanatlarımızın devamını sağlamaktır. Mektep, Harf İnkılabı'na (1928)kadar önce kurulduğu adla, sonra "Hattat Mektebi", akabinde de "Şark Tezyini Sanatlar Mektebi" adı altında faaliyetini sürdürmüş ve nihayet 1936'da Güzel Sanatlar Akademisi'ne bağlanmıştır. Şark Tezyini Sanatlar Mektebi'nin kurulması ise doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı Atatürk'ün talimatıyla olmuştur.
Kaynakça
değiştir- ^ "tezhip". Nişanyan Sözlük. 24 Haziran 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Haziran 2025.
- ^ "Arşivlenmiş kopya". 2 Ağustos 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Haziran 2009.
- ^ Şule Aksoy. "Kitap Süslemelerinde Türk Barok Rokoko Üslubu". Kültür Bakanlığı Sanat Dergisi, Sayı: 6, Haziran 1977, s. 131.